Kadın liderlerle lojistikte yeni eşikler aşılıyor
19/03/2026 - 11:16:00
“Şirketler liderlerinin ışığında şekillenir ve yön bulurlar” diyen Transorient Yönetici Ortağı Nil Tunaşar, lojistik sektöründe kadın liderlerin artık yalnızca algı düzeyinde değil, somut karar mekanizmalarında ve stratejik süreçlerde etkili olduğunu vurguladı. Jeopolitik risklerin arttığı ve dijital dönüşümün hızlandığı yeni dönemde kadın yöneticilerin analitik yaklaşımı, süreç odaklı bakış açısı ve teknolojiye dayalı stratejilerle kurumların dayanıklılığını güçlendirdiğini belirten Tunaşar, buna rağmen eşit fırsatlar, kapsayıcı liderlik ve kurumsal destek gibi alanlarda hala aşılması gereken yeni eşikler bulunduğuna dikkat çekti.
Çok önemli bir noktaya değindiniz. Lojistik sektörü tüm dünyada baş döndürücü bir hızla gelen jeopolitik değişim ve teknolojik gelişim rüzgârı değil, kasırgası ile yeniden şekilleniyor. Cinsiyet ayrımından bağımsız olarak bu denli hızlı bir değişim kasırgası altında kurumsal yapıların varlıklarını sürdürebilmeleri için atmaları gereken adımları büyük bir dikkat ile planlamaları gerekiyor. Jeopolitik değişimleri öngörmemizin ve etkilememizin mümkün olmadığı bu yeni oyunda liderlerin riskleri dağıtmak için dünyanın farklı bölgelerine aynı anda odaklanmaları gerektiğini düşünmekteyiz. En azından bizler şirketimizde bu stratejiyi izleyerek jeopolitik gelişimlerin neden olduğu darboğazlarda şirket riskini azaltmayı başardık.
Kadın ve erkek düşünme prosesleri farklılıklar ve dolayısıyla farklı avantajlar barındırıyor. Erkekler sonuca odaklı stratejiler izlemeyi tercih ederken kadınlar süreci detaylandırmak yoluyla sonuca ulaşmayı hedefliyor. O denli zor bir dönemden geçiyoruz ki bu dönemde hem kadın hem erkek düşünme ve yönetim modellerini ortak kullanarak bu yüksek risk barındıran dönemleri atlatabileceğimize inanıyorum.
BİLGİ VE FARKINDALIK EN KRİTİK EŞİĞİ OLUŞTURUYOR
Lojistikte üst düzey pozisyonlara yükselmek isteyen kadınlar için en kritik eşikler sizce neler? Özellikle operasyon, hat yönetimi ve strateji geliştirme gibi alanlarda hangi yetkinlikler belirleyici oluyor?
Öncelikle en kritik unsurun bilgi ve farkındalık olduğunu düşünüyorum. Kuralların hızla yeniden şekillendiği, belirsizliklerin arttığı bu dönemde lojistik sektöründe doğru stratejiler geliştirebilmek için küresel ekonomik, politik ve teknolojik gelişmeleri yakından takip etmek büyük önem taşıyor. Operasyon, hat yönetimi ve strateji gibi alanlarda sorumluluk üstlenen liderlerin yalnızca süreçleri yönetmekle kalmayıp, aynı zamanda değişen ticaret dinamiklerini doğru okuyabilen ve bu değişimleri kurumlarının stratejilerine yansıtabilecek bir perspektife sahip olmaları gerekiyor.
Diğer yandan yüksek enflasyon, yakıt fiyatlarındaki dalgalanmalar ve jeopolitik gelişmelerin ticaret akışlarını etkilediği bu ortamda teknoloji kurumlar için en önemli kaldıraçlardan biri hâline gelmiş durumda. Maliyetleri düşürmek, operasyonel verimliliği artırmak ve sürdürülebilir büyümeyi mümkün kılmak açısından dijital çözümler artık vazgeçilmez bir rol oynuyor. Bu nedenle kadın liderler için kritik eşiklerden birinin, yönettikleri kurumların dijital olgunluk seviyesini artıracak stratejik vizyonu ortaya koyabilmeleri ve bu dönüşümü kararlılıkla hayata geçirebilmeleri olduğuna inanıyorum. Çünkü geleceğin lojistik dünyasında rekabet avantajı sağlayacak olan unsur, teknolojiyi yalnızca bir destek aracı olarak değil, kurumların verimliliğini ve dayanıklılığını güçlendiren stratejik bir unsur olarak konumlandırabilen liderlik yaklaşımı olacaktır.
Erkek egemen olarak bilinen sektörde algı dönüşümünün yeterince hızlandığını düşünüyor musunuz? Gerçek bir eşitlik için şirketlerin ve sektör paydaşlarının hangi yapısal adımları atması gerekiyor?
Açıkçası lojistik sektöründe artık yalnızca bir algı dönüşümünden değil, somut bir değişimden söz edebileceğimizi düşünüyorum. Geleneksel olarak erkek egemen kabul edilen bu sektörde bugün kurumlarına önemli değer katan, strateji belirleyen ve organizasyonları başarıyla yöneten çok sayıda kadın yönetici görüyoruz. Bu durum hem sektörün dönüşümünü hem de kadınların operasyon, hat yönetimi ve üst düzey karar mekanizmalarındaki etkinliğinin giderek arttığını gösteriyor.
Bununla birlikte kadınların iş hayatındaki rollerinin yanında toplumsal yapının getirdiği farklı sorumlulukları da taşıdığını unutmamak gerekiyor. Pek çok kadın profesyonel, şirketlerindeki görevlerinin yanı sıra ev yaşamını ve çocuklarının eğitim süreçlerini de aktif biçimde yönetiyor. Bu nedenle gerçek anlamda bir eşitliğin yalnızca iş dünyasında alınacak kararlarla değil, aynı zamanda aile yapılarında başlayacak bir dengeyle mümkün olabileceğine inanıyorum. Eşlerin ev ve çocuklarla ilgili sorumlulukları daha dengeli paylaşması, kadınların iş hayatında potansiyellerini çok daha güçlü şekilde ortaya koymalarını sağlayacaktır.
Bu noktada gelişmiş ülkelerde uygulanan bazı modellerin de önemli örnekler sunduğunu görüyoruz. Özellikle Kuzey Avrupa ülkelerinde ebeveyn izni uygulamalarının hem anne hem de baba için teşvik edilmesi, esnek çalışma modelleri ve kurumsal eşitlik politikaları sayesinde kadınların iş hayatındaki sürekliliği daha güçlü şekilde destekleniyor. Bu tür uygulamalar, sorumlulukların aile içinde daha dengeli paylaşılmasına katkı sağlarken kadınların kariyerlerinde ilerlemelerini de kolaylaştırıyor.
Elbette şirketlerin ve sektör paydaşlarının da bu dönüşümü destekleyen yapısal adımlar atması büyük önem taşıyor. Eşit fırsat politikaları, kapsayıcı liderlik anlayışı ve kadınların kariyer gelişimini destekleyen kurumsal yaklaşımlar, lojistik gibi dinamik bir sektörde daha sürdürülebilir ve dengeli bir çalışma kültürü yaratılmasına önemli katkı sağlayacaktır. Bu tür adımlar yalnızca kadınlar için değil, kurumların genel verimliliği ve geleceği açısından da son derece değerli olacaktır.
STRATEJİ KURULUNDA 7 ÜYEDEN 5’İ KADIN
Transorient’te kadın istihdam oranının dengeli bir yapıda seyretmesi dikkat çekici. Bu dengeyi sürdürülebilir kılan kurum kültürü unsurları neler? Özellikle liderlik gelişimi ve terfi süreçlerinde nasıl bir yaklaşım izliyorsunuz?
Yıllardır çok sık aldığım bu soruya cevap verirken hep zorlanıyorum. Kadınlardaki detayları görebilme, motive edebilme, pozitif enerji, birden fazla konuya aynı anda odaklanabilme yetilerini ne denli değerli buluyorsak, erkeklerdeki sonuca hızlı ulaşabilme, her zaman bütüne odaklanabilme, öğrenme isteği ve azmi de o kadar görüyoruz. Dolayısıyla özellikle kadın istihdamı için farklı bir ayrım yapmıyoruz. Transorient’te liderlik gelişimi ve kariyer planlamayı oldukça detaylı ve planlı biçimde ele alıyoruz. Şirketi dönemsel hedefler ile yönetiyoruz. Terfi, prim gibi yapıları hedef başarıları üzerine kurguluyoruz. Şirketimizdeki herhangi bir stratejik yapılanmada kadın-erkek ayrımı hiçbir zaman gündemde olmadı. Sadece depo ve taşıma gibi fiziksel güce dayalı uzmanlıklarda erkeklerimiz ön plana çıkıyor. Yönetimde 7 kişilik strateji kurulumuzun 5 üyesi kadınlardan oluşuyor, ancak kendilerine pozitif ayrımcılık yaptığımız için değil konularında uzman ve en iyi oldukları için bu konuma geldiler.
Günümüzde lojistikte rekabet artık yalnızca operasyonel başarıyla değil; veri analitiği, entegrasyon ve sürdürülebilirlik performansıyla ölçülüyor. Transorient’in bu yeni dönemdeki öncelikleri neler? Kadın çalışanların ve yöneticilerin bu stratejik dönüşümdeki rolünü nasıl görüyorsunuz?
Bu bahsettiğiniz konular dijitalleşme başlıkları altında Kalite Departmanımız tarafından ele alınıyor. Bu yıl CLAP (Yalın-Çevik-Proaktif) adlı bir proje kapsamında şirketin tüm birim ve fonksiyonlarını teker teker ele alıyor, değiştiriyor ve iyileştiriyoruz. Bu projede toplantı yönetiminden, soru almadan operasyona kadar birçok farklı konu üzerinde çalışılıyor. Bu projeyi uzun yıllardır Transorient’de çalışan bir kadın yöneticimiz yönetiyor.
LİDERLİĞİN TEMELİ GÜVEN VE BİLGİDİR
Uzun yıllardır sektörde aktif rol alan bir yönetici olarak, kendi liderlik yaklaşımınızı nasıl tanımlarsınız? Lojistik sektöründe kariyer hedefleyen genç kadınlara ne tavsiye edersiniz?
Şirketler liderlerinin ışığında şekillenir ve yön bulurlar. Ben liderlik prensiplerimi şu şekilde özetleyebilirim. Bizler ekibimize ve müşterilerimize verdiğimiz her sözü tutmak ve yapamayacağımız hiçbir şeyin sözünü vermemek prensibini en üstte benimsedik. Çok okuduk, araştırdık, seyahat ettik, gözlemledik ve makro gelişmeleri, yeni trendleri, risk ve fırsatları görerek şirket makro stratejilerimizi bu bilgiler ışığında geliştirdik. Asgari düzeyde finansal ve operasyonel risk aldık. Hizmet kalitesini en öncelikli hedeflerimiz arasına koyduk. Detaylı KPI’lar ile bu hizmetin kalitesini sürekli ölçtük. Otomasyonu artırmak, hatayı azaltmak, riskleri belirlemek için teknolojiyi en üst düzeyde kullandık. Sektörümüzde kariyer hedefleyen tüm kadınlarımıza vakitlerinin çoğunu bilgi edinmeye, analitik düşünebilme yeteneğini artırmaya, teknolojik gelişmeleri yakından izlemeye, yönettikleri alanda riskleri doğru analiz etmeye harcamalarını öneriyorum.
2026 SONRASI LOJİSTİKTE KADIN TEMSİLİ DAHA DA GÜÇLENECEK
Transorient Yönetici Ortağı Nil Tunaşar, 2026 sonrası dönemde lojistik sektöründe kadın temsiline ilişkin oldukça olumlu ve hızlanan bir değişim öngördüğünü belirtti. Sektörün uzun yıllar boyunca daha çok operasyon ağırlıklı ve fiziksel iş gücü gerektiren yapısıyla erkek egemen olarak algılandığını ifade eden Tunaşar, dijitalleşmenin hızlanması, veri odaklı yönetim modellerinin yaygınlaşması ve tedarik zincirlerinin giderek daha stratejik bir yönetim alanına dönüşmesiyle birlikte bu tablonun değiştiğini söyledi. Artık lojistikte başarıyı belirleyen unsurların yalnızca operasyonel deneyim olmadığını vurgulayan Tunaşar, analitik düşünme, teknolojiye hâkimiyet, stratejik bakış açısı ve kriz yönetimi gibi liderlik yetkinliklerinin öne çıktığını ifade etti. Bu doğrultuda 2026 sonrasında lojistik sektöründe kadınların yalnızca belirli fonksiyonlarda değil; operasyon yönetiminden stratejik karar alma mekanizmalarına kadar çok daha geniş bir alanda ve daha güçlü bir temsil ile yer alacağını düşündüğünü dile getirdi. Tunaşar, lojistik sektöründeki tüm kadınlara başarılarının ayakta alkışlanacağı bir gelecek diledi.
